DeÄŸerli dostlar…
Sizi ülkemizin acı gerçeklerini görmeye çağırıyorum.
Acı gerçekleri paylaÅŸmaktan korkmamalıyız. Çünkü gerçek her ÅŸeyden daha büyüktür, gizlenemez ve ortaya çıktığında ona arkasını dönenleri, onu görmezden gelenleri yok eder. Biz gerçekten kaçmamak zorundayız. Biz gerçeklerle yeniden buluÅŸmak zorundayız. Güçlü, zengin Türkiye’yi yalanlarla deÄŸil gerçeklerle kuracağız.
Sorunlarımız acı gerçeklerin açıkça konuÅŸulmamasından beslenip büyüyor…
Günümüzde iletişim araçları hayalleri gerçek, gerçekleri hayal gibi gösterebiliyor.
Sizi apaçık ve inkar edilemez gerçekleri görmeye çağırıyorum.
Sizi söylenenleri değil yapılanları görmeye, sebeplere değil, hem sebepleri hem sonuçları birlikte görmeye çağırıyorum.
Bahaneler, ışıklı vitrinler ve parlak sözlerin aldatıcılığından sakınmaya çağırıyorum.
Sizi birlikte omuz omuza yanlışlıklardan kurtularak kendi ülkemizin gerçeklerine doğru gitmeye çağırıyorum.
Büyük kentlerimizin acı gerçeklerinden birini oluşturan soruları hep birlikte düşünmeye çağırıyorum:
Kapkaç çeteleri ve hırsızlık artık hayatın bir parçası değil mi?
Varlıklı insanların kameralı, özel korumalı güvenlik sistemleri bunları durdurabiliyor mu?
Gün ortasında yapılan saldırılara polis bile seyirci kalmıyor mu? Geçmişte binde bir rastladığımız toplu cinayetler artık hayatımızın bir parçası haline gelmedi mi? Trafik sıkışıklığı bütün zamanımızı yollarda harcamamıza sebep olmuyor mu?
Çalıştığımız zamandan daha fazlası yollarda geçmiyor mu?
Her can kaybı bir felaketken yarattığı yıllık mal kaybı çalışıp didinerek ürettiklerimizi alıp götürmüyor mu?
Okullarımızda cumhuriyet tarihi boyunca görmediğimiz olaylar ortaya çıkmıyor mu? 12-13 yaşındaki çocuklar okula tabancayla bıçakla gelerek sıra arkadaşının boğazını kesecek kadar vahşi bir kin duygusu beslemiyor mu?
Okul çevrelerinde gözü dönmüş canavarlar gibi uyuşturucu satıcıları dolanmıyor mu?
Okul çağındaki genç kızları fuhuş bataklığına sürüklemeye çalışan insanlar kol gezmiyor mu?
Anne ve babalar okula gönderdikleri çocuklarını her sabah ve her akşam dönüşü yüreği ağzında beklemiyor mu?
Yatılı okullara emanet ettiğimiz çocuklara şimdiye kadar hiç duymadığımız tecavüz olayları yaşanmıyor mu?
Büyük kentlerde gecekondulaşma sorunu çevre ve sağlık sorunu dağ gibi büyümüyor mu?
Köyden kente saÄŸlıksız göçü yöneticiler “kentleÅŸme olgusu!” olarak yutturmaya çalışmıyor mu?
Bir yanda köyde bile yaşamadığı yoksulluk içinde yaşayanlar varken bir gecede onların bir yıllık kazancını bir gecede içki ve eğlenceye harcayanlar bulunmuyor mu?
Televizyonlar çok küçük bir azınlığın özel yaşamını normal ve yaygın bir yaşayış biçimi gibi özendirmiyor mu?
Evden kaçan çocuklar artık sokakların doğal çeteleri haline gelmediler mi?
Ülkemizin temiz yürekli insanları ! Bütün bu sorunlar çözülemez değildir. Büyük kentler için günübirlik çözüm üretmeye çalışanlar büyük bir yanılgı içindedir.
Çözüm var. Çözüm çok açık. Sizin ayağa kalkmanız varlığınızı hissettirmeniz. Bizimle yürüyüşe karar vermenizdedir.
Bu konularda çözün önerileri olan herkesi ortak akıl oluşturmaya davet ediyoruz.
Yüreği ve beyni ülkesi ve ülkesinin sorunlarını çözmek için çarpan herkesi aramıza çağırıyorum.
Gelin küçük damlaların göller oluşturduğunu herkese gösterelim.
TUNCAY ÖZKAN
|